Okumak deyince aklıma illaki yazı okumak, kitap okumak gelmiyor. Her insan, her canlı kendinden yaşama dair birçok iz bırakıyor hayatta. İnsanlar ilk önce yaşamı okumayı öğrendi. Yaşayabilmek için çevreyi gözlemlediler, dinlediler… Doğayı okudular, insanları okudular, okudular… Ve yazının keşfiyle hislerini, ihtiyaçlarını, duygularını görerek, dinleyerek, konuşarak ….Yaşamayı öğrendiler ve öğrettiler, günümüz insanlarına izler bıraktılar. Nice medeniyetler geldi geçti. Irmakların altından ne sular aktı gitti. Tarihin çoğunu anlatıp dinlemekten öte, okuyarak öğreniyoruz.
Günümüzde artık söylenmeyen, bilinmeyen şey kalmamış derken, teknoloji gün gün ilerlerken biz neden kitaplardan uzaklaşıyoruz? Çocuklar daha bilmiş, teknolojiyle haşır neşir oluyor… ve kitapların gözümüzde değeri artık dekordan mı ibaret dersiniz?
 |
Şimdilerde sosyal medya çocukların da dünyasında çok etkin bir rol oynuyor. Bilgisayar ortamındaki bilgiler, kartpostal görüntüleriyle paylaşılan özlü sözler, resimler, fotoğraflar, hap diyebileceğimiz kısa bilgiler karşı tarafta oluşturulmak üzere sunulan izlenimlerden ibaret… İnsan yaşamında şüphesiz sosyal medyanın da avantajları dezavantajları var. Arkadaşlar, akrabalar arasındaki bağlar, özel hayatlar, özel duygular... sanal yolla o kadar sosyalleşiliyor ki bir çıktı, bir söz, bir görüntü, bir hal birden büyük bir kitleye duyurulabiliyor, ulaşıveriyor… İnsanlar davetlerini, katılımlarını beğenilerini, tepkilerini ortaya koyuyor… bu hareketlilikle beraber sanal alemin insana kattığı elbette iyi ve kötü kazanım ve kayıplar kendini gösteriyor.
Sanal dünya; hazırdan bir yaşam, kolay bir yaşam, yüz yüze iletişimden öte bir şey… Kitaplar ise raflarda artık, eskisi kadar kendisine uzanmayan elleri özlüyor. Vefasız elleri… Biri eline alsa, kapağına dokunsa, arkasındaki kısa içerikten başlasa da sonra okusa okusa ya… |
Söz uçuyor, yazı kalıyor… diyoruz. Yazılarla insanın duyguları, hisleri görünür oluyor, dile geliyor. Yazıyla yazarın bulunduğu coğrafyayı, kültürü, her biri kendi içinde bir dünya olan insanları, karakterleri tanıyoruz. Kendimizden bir parça buluyoruz, öğreniyor, eğleniyor, bilgi sahibi oluyoruz.
Okuma sevgisi çocuk yaşlarda başlamalıdır. Bu aşamada ebeveynlere büyük bir görev düşmektedir. Kitap sevgisi çocuğa büyüklerince aşılanmalıdır. Okumak insanı geliştiriyor, ilerletiyor. Nasıl mı?
|
Ortaokula giderken okul kütüphanesinde epey vakit geçirirdim. Bazı kitapları okumak için alırdım. Okurdum… Şiir yazmaya da epey hevesliydim o aralar. Yazdığım şiirlerden birine hocamdan gelen bir yorum o konuda araştırma yapmama birçok şairi tanımama, şiir kitaplarını okumama vesile olmuştu. Kitaplarla okumaya yatkınlığım o yıllarda başladı diyebilirim. Hocamız demişti ki; yazıyorsun Melek ama sen hiç şiir kitabı okudun mu? Derken kendimi gelmiş geçmiş birçok şiir kitabını soluksuz okurken buldum. Düşünüyorum da hocam aynı zamanda okuyup beğendiğim şiirlerden oluşan kalınca bir şiir defterimin olmasına sebep oldu. Sonra yazdığım şiirlerin güzelliği öncekilere benzemedi tabii… |
 |
Yine ciltleri yıpranmış, kopmak üzere olan, sayfaları dağılan, kaybolan, karışan kitapları babamla akşamları tamir etmeme vesile oldu. Sayfaları dizer, yaprakları tek hizaya getirir, zımbalanmış yerlerinden itinayla diker, kuvvetli yapıştırıcılarla birbirine tutturur, bazen de kartondan kapaklarını yapar, onları kaplardık. Kütüphaneye aldığım kitabı kendi çapımda tamir eder, tedavi eder öyle koyardım. Öğrenmek içimde bir ihtiyaç, bir amaç, bir oyun bir eğlenceydi. Bilgisayar başında yetişen bir çocuk değildim ama babamın işyerinde daktilonun başına geçer bir metni yazmaya çalışırdım. Bir daktilom olsa yazar olurdum diye hayal ederdim…
Şimdilerde insanlarda tekrar bir kitaba dönüşü, bir okuma hevesi var… yerel belediyelerce, kurumlarca da desteklenen döndürülme çalışmaları var… Bunun en güzellerinden biri olan kitap fuarları artık ilimizde de mevcut. Sayılı kitap fuarları arasında olan Kocaeli kitap fuarı ilimiz için büyük şanstır.
 |
Yolda, ulaşım araçlarında, bekleme salonlarındaki boş vakitlerde çantadan çıkartılan kitaplardan bahsedilir. Aslında kitap bu şekilde bir boşluk doldurmaktan öte kitap okumaya ayrılan zaman dilimleri olmalı insanın, ve bu işin bir disiplini olmalı. İnsan hem eğlenmek için okumalı hem de öğrenmek için… öyle çantadan çıkartılıveren kitaplar anlatım, üslup olarak hafif konuların yer aldığı türdendir. Ağır mevzular için kişinin çalışma masaları, sessiz ortamları vardır. Her çeşit kitabın okumak için bir yeri ve zamanı vardır. |
Konuşma kabiliyeti olan kişilere bakıldığında çevreleriyle alakalı, sorgulayan yapıları olan ve okuyan tipler olduğu görülür. Konuşabilmeyle okuyabilmenin arasında da muhakkak bir bağ vardır. Her okuyan güzel konuşamaz ama yerinde hüküm verebilir.
Okumak; Yaradan tarafından öyle sevilen bir ameldir ki, hiç bilenle bilmeyen iki insanın bir olmayacağı da dinen belirtilen çok önemli tespitlerdendir. Okumak ile insan yeni ufuklara yelken açar daima, boş şeylere takılı kalmaz, boş şeylerle uğraşmaz, kötülüğe bulaşmaz. Faydalı ilim yitik malıdır nerede bulursa gider alır. Bilinçli insan demek okuyan insan demektir. Okuyan insan için yaşam daha güzel ve daha kolaydır.
Velhasıl KO-MEK kurslarının okumaya olan katkısı, açtığı okuma yazma kursları ve başlatacağı kampanyayı gönülden destekliyoruz.